21 Haziran 2012 Perşembe

Prag vol 4.0

Geliyoruz sona...

Bu akşam Prag'ta son turumu attım. Yarın otelden fabrikaya, fabrikadan havaalanına, oradan da ülkeme dönecem kısmetse...

İşten çıkmamla akşam yemeği arasına bir market alışverişi sıkıştırdım. 24 saat açık süpermarket var; daha ne olsun. Çok bişey aramışım gibi hava atayım; 7/24 her aradığını buluyor insan :)

Bu akşamın etkinliği Çek Cumhuriyeti-Portekiz maçıydı. Şehir merkezinde kalabalıklara karışıp izledim dev ekranda. Öncelikle eminim ki Ronaldo'nun bugün için Dünya üzerinde en fazla ıslıklandığı meydandaydım. Adam sahaya çıkarken bile ıslıklandı. Gerçi Prag'taki ıslığın sahaya ne faydası var ben de bilmiyorum. Ronaldo da golünü attı; turunu atladı zaten.

Çekler maçı coşkulu seyrediyor ama bir Türkiye değil tabi burası. Aynı manzara Taksim'de olsa tezahürat bitmezdi bir kere. Sürekli bir şarkılar, türküler...

Ama şu da var; insanlar hakkatten efendi bir şekilde yaşıyor burada. Kapkaç filan yaşandığını düşünmüyorum bir kere. Bizde böyle bir kalabalık olsa cüzdanların yarısı kaybolur bir anda.

Bir de insanlar deli gibi alkol tüketerek izlediler maçı. Ne taşkınlık ne bşka bişey. O alkolün yarısı Güvenpark ve Taksim'de ciddi bir kalabalıkta tüketilse, taciz haberlerinden geçilmez.

Bugün de bana yol sorma gafletinde bulunanlar çıktı; pişman oldular tabi :)

Burada hitaplar genelde soyadlarla olmasına rağmen taksiciler beni Mr. Ufuk diye biliyor. İlk gün birine ismimi yazıp vermişler; mistır kaylii diye sesleniyordu. İçimden "bir de Minogue" eksik dedim. Mr. Ufuk'a geçmemiz çok iyi oldu :)

Bi aksilik olmazsa kapanış yazısını da İstanbul'da yazarım artık.

Okuyan okumayan herkese sevgiler...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder