29 Ekim 2012 Pazartesi

HÜRRİYETE DOĞRU




Gün doğmadan,
Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola.
Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında,
İçinde bir iş görmenin saadeti,
Gideceksin
Gideceksin ırıpların çalkantısında.
Balıklar çıkacak yoluna, karşıcı;
Sevineceksin.
Ağları silkeledikce
Deniz gelecek eline pul pul;
Ruhları sustuğu vakit martıların,
Kayalıklardaki mezarlarında,
Birden
Bir kıyamettir kopacak ufuklarda.
Denizkızları mı dersin, kuşlar mı dersin;
Bayramlar seyranlar mı dersin,
Şenlikler cümbüşler mi?
Gelin alayları, teller, duvaklar,
Donanmalar mı?
Heeey
Ne duruyorsun be, at kendini denize:
Geride bekliyenin varmış, aldırma;
Görmüyor musun, Her yanda hürriyet;
Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;
Git gidebildiğin yere...
             

Orhan Veli KANIK

13 Ekim 2012 Cumartesi

Hasbelkader

...Akşam yemeğinden sonra yürüyüşe çıktık. Malum kış yaklaşıyor, hava karanlık. Sokak lambaları var neyse ki. Bizim sokağın köşesinde genelde akşamları bir kamyonet olur; seyyar manav bir nevi. Her akşam oradadır; meyve (meyva mı meyve mi bir türlü karar veremiyorum; oyumu küçük ünlü uyumundan yana kullandım) sebze satar. Tam onun yanından geçerken bir bayandan efsane olmaya aday bir cümle işittik:
- Biber sandım ben onları; soğanmış!
Abla ne içtiysen aynısından istiyorum; o kafayla bakmak istiyorum hayata...

Not: Başlıkta kullandığım kelimeyi bir arkadaş geçen gün Facebook'ta cümle içerisinde kullandı. Çok özendim; işte kullanmaya niyetlendim. Nasip olmayınca burada bari kullanayım dedim. E heveslendik o kadar...

1 Ekim 2012 Pazartesi

Bitse de gitsek

Siz anlayın artık; söyletmen beni...