28 Mayıs 2012 Pazartesi

İşimdeyim gücümdeyim

Gece gündüz işe versem kendimi. Ev-iş iş-ev bir hayatım olsa. Kafamda sürekli işle ilgili sorunlar olsa. Hemen çözülmeseler ama, zorlasalar beni. Yine gecenin üçünde uyandığımda laboratuvardan sonuç alıyor olsam rüyamda...

Tam Türkçe karşılığına kafam çalışmadı şu an (gerçi ne zaman çalıştı ki) ama gavurun "I need a distraction" dediği yerdeyim.

Çok şey mi istiyorum?

27 Mayıs 2012 Pazar

Ah be Kültigin

Senin gibi karakter gelmedi bi daha :)


25 Mayıs 2012 Cuma

Gelen gideni aratır

Aslında ne gelen var ne giden ama bu mevzuyu kimse de Nurettin Rençber kadar güzel anlatamaz:


Eski yar eski yara 
Sızlıyor eski yara 
Yenisinden fayda yok 
Varıp gidem eski yara 


Eski yardan eski yardan 
Geçilmez eski yardan 
Yenisiyle gönül eyle 
Yare kalsın eski yardan 


Eski yara eski yara 
Kapanmaz eski yara
Sinesine sürer mi 
Geri dönsem eski yara 


Eski yardan eski yardan 
Gerçek sözler eski yardan 
Ben yareyim sen derman 
Kes umudu eski yardan 


Eski yar eski yara 
Kalbimde eski yara 
Yüzlerce güzel var da 
Hasretim ben eski yara 




20 Mayıs 2012 Pazar

Biri Orhan Veli mi dedi?

HÜRRİYETE DOĞRU


Gün doğmadan
Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola
Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında
İçinde bir iş görmenin saadeti
Gideceksin
Gideceksin ırıpların çalkantısında
Balıklar çıkacak yoluna karşıcı
Sevineceksin
Ağları silkeledikçe


Deniz gelecek eline pul pul
Ruhları sustuğu vakit martıların

Kayalıklarındaki mezarlarında
Birden
Bir kıyamettir kopacak ufuklarda
Denizkızları mı dersin, kuşlar mı dersin
Bayramlık seyranlar mı dersin, şenlikler cümbüşler mi
Gelin alayı, teller, duvaklar, donanmalar mı
Heeeey
Ne duruyorsun be at kendini denize
Geride bekleyenin varmış aldırma
Görmüyor musun her yanda hürriyet
Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol
Git gidebildiğin yere

Orhan Veli Kanık

14 Mayıs 2012 Pazartesi

(H)afta sonu

Cuma akşamı Tekirdağ üzerinden yola çıkıp Ankara'ya gittim. Tekirdağ'da ne işim olduğu da bana kalsın...

Cumartesi günü ODTÜ'de geçti... CERN sergisi, şenlik alanı, çarşıda yemek, caz sahnesi derken yağmur sonrası Devrim'de bulduk kendimizi.Önce On-Off sonra Levent Yüksel dinledik. Keyifliydi. Bu arada Yalçın (back vocal) kimdir; kendi kayıtları var mıdır; nereden dinlenir bilen varsa sevabına haber versin.

Pazar günü Falcons günüydü. Hayal kırıklığı şeklinde özetlenecek bir maçla sezon bitti.

Gezdim, eğlendim, yoruldum, eski dostları gördüm, biraz da aydınlanıp döndüm kürkçü dükkanına.

İyi geldi yahu!

6 Mayıs 2012 Pazar

2. Şahıstan sonrası kalabalıkmış cidden


ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ŞİİRİ

Gözlerin gözlerime değince
Felaketim olurdu, ağlardım
Beni sevmiyordun, bilirdim
Bir sevdiğin vardı, duyardım
Çöp gibi bir oğlan, ipince
Hayırsızın biriydi fikrimce
Ne vakit karşımda görsem
Öldüreceğimden korkardım
Felaketim olurdu, ağlardım
Ne vakit Maçka'dan geçsem
Limanda hep gemiler olurdu
Ağaçlar kuş gibi gülerdi
Sessizce bir cigara yakardın
Parmaklarımın ucunu yakardın
Kirpiklerini eğerdin, bakardın
Üşürdüm, içim ürperirdi
Felaketim olurdu, ağlardım
Akşamlar bir roman gibi biterdi
Jezabel kan içinde yatardı
Limandan bir gemi giderdi
Sen kalkıp ona giderdin
Benzin mum gibi giderdin
Sabaha kadar kalırdın
Hayırsızın biriydi fikrimce
Güldü mü cenazeye benzerdi
Hele seni kollarına aldı mı
Felaketim olurdu, ağlardım
 ATTİLA İLHAN

4 Mayıs 2012 Cuma

Fabrika ayarlarına dönmek

Şu anki ayarlarım (ki ayarsızım) fena. Fabrika ayarlarıma dönecem yakında. Neşeli, güleryüzlü görünecem. Hayatımdaki her bi halt şahaneymiş izlenimi verecem.

Ve bu kez o kadar güzel oynayacam ki ben bile inanacam.

Yıllar sonra elime masa tenisi raketi ve gitar bile aldım. İkincisini hala beceremiyorum ama; çok güzel zamanlardan kaldı ikisi de.

O zamanlar ne kendim ne de çevrem için hayal kırıklığı olmamıştım hiç.

En iyisi yine neşeli kılığına bürünmek...