20 Haziran 2012 Çarşamba

Prag vol 3.0

Efenim ne diyordum…

Burada plakaların ilk kısımları 3 karakterden oluşuyor. Rakamla başlıyor, harfle devam ediyor, rakam veya harfle bitiyor. Birkaç tane 1ST plaka gördüm. Bunları bir nevi Adana plakası sayabilir miyiz acaba? Nereden baksan “Birinci” diye başlıyor plakalar.

Yağmurlu başladı gün, yağmurlu bitti. O yüzden çok fotoğraf yok bugüne ait. Yine de birkaç kare çektim tabi.

Yurtdışına gönderdiği elemanların alkol harcamalarını ödemeyen firmalara sesleniyorum: Prag’ta kola fiyatı biranın 1,5 katı bilginiz olsun.

Şişman olduğum bu kadar ima edilebilirdi! Öğle yemeğinde makarnayı tabağıma öyle bir yığdılar ki birlikte yemek yediğim insanlar “biz bu boyutta bir porsiyon daha önce görmedik burada” dediler. O cümleden sonra hepsini yemeye utandım; yalan yok. Yoksa sarımsak spagettide şahane oluyormuş. Kendi menümüze ekleyelim bunu.

“May I have the bill, please?” dediğim bayan garson “Beer? OK!” diyip koşarak getirmese o son birayı içmeyecektim. Hepsini de bitiremedim zaten. Geç kalıyordum.

Biliyorum bir takım arkadaşlar için hayal kırıklığı olacağım ama Prag gece hayatına hiç bulaşmadım. Muhtemelen bulaşmadan da döneceğim. Tek başımayken çok eğlenemiyorum ben. En fazla slow şarkılar çalan bir kafe/restoranda oturup bira içtim. Bana yetti açıkçası. Prag’ın hakkını vermediğimi düşünen varsa: Umurumda olur mu?

TTNET’e ettiğim küfürlerin bir kısmı yersizmiş. Yağmur yağıyor ve internet bağlantım yok bu yazıyı yazarken. Tekrar çevrimiçi olunca yayınlarım artık.

Tamam; Türkçe kanal büyük beklenti ama otelde en azından 1 tane İngilizce kanal olabilirdi televizyonda. Almancaya bile razıyım. Sabah Çekçe (nam-ı diğer Pragça demiş miydim daha önce?) Pokeman’a denk geldim; her açıdan fenaydı. İnsan Pikaçu’dan bile elektrik alamıyor yahu :)

Bu gün de bana ayrılan sürenin sonuna gelirken, büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin yanaklarından öperim.

Esen kalınız...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder