11 Kasım 2012 Pazar

Avrasya

Vücudu yormak için bire bir...

"Ulen parkur topu topu 8 km; onu da koşmayıp yürüyorsunuz" diyen o kadar çok ki.Kendilerini işlerinin çok yoğun olduğu bir haftanın pazar sabahı 5.00 olmadan yataktan çıkıp İstanbul'a gitmeye davet etmek isterim. Hayır yolda muhabbet de güzel, pek uyunmadı da gidene kadar.

Önce biraz şirket maymunluğu yapıldı; tişörtler fotoğraflar filan. Arada bir Mado'da içilen en kötü çay içildi (bitirilemedi bile). Haydi bakalım köprüye...

Köprü çok fena esiyor; yayayken anlaşılıyor ancak. Geçen sene yoğun yağmurdan rüzgarı fark etmemiştik ama bu sene hissettirdi kendini.Ama manzara şahane...

Bir Avrasya geleneği haline gelen Starbucks'ta kahve bu sene de içildi. Üstelik üstüme dökmek yerine içmeyi tercih ettim. Dağılan ekibi her sene orada toparlıyoruz.

Etap bittiğinde bu sene balık-ekmek yerini grubun yarısında kuru fasulye-pilav-turşu üçlemesine bıraktı. İyi yedik gözüm (Devrim Abi'ye selam ederim)

Servis şoförü ile bulaşmak biraz zor olsa da biraz daha yürüyerek başardık. Sonunda da attık kendimizi eve.

Seneye buluşmak üzere...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder